Araştırma Bilim ve Teknoloji Family Güncel Psikoloji Yaşam

Çocuğun Duygusal Zekâsını Nasıl Güçlendirirsiniz?

İnsanlar duygularıyla hareket ettiklerinde normal zamanlarda yapmayacakları şeyleri yapar ya da söylemeyecekleri şeyleri söylerler. Çocuksanız, bunu hep yaparsınız.

Duygusal öz düzenleme, kişinin duygularını hissetme ve ifade etme şeklini idare edebilme becerisidir. Çocuklar duygusal öz düzenleme becerilerini zaman içinde geliştirirler. Dört yaşındaki pek çok çocuk dış dünyadan gelen rahatsız edici uyaranları etkisiz kılacak stratejiler kullanmaya başlar. Yani korktuğunda gözlerini kapatır, çok yüksek bir ses duyduğunda kulaklarını tıkar.

Çocuklar on yaşından sonra duygusal öz düzenleme için daha karmaşık stratejiler kullanmaya başlarlar. Bu stratejiler iki basit kategoriye indirgenebilir: Problemi çözmeye yönelik olanlar ve duyguya göz yummaya yönelik olanlar.

Çocuk bir problemle başa çıkma şeklini değiştirebiliyorsa, problem odaklı başa çıkma; problemin çözülemez olduğuna karar verirse bu kez, sıkıntısını kontrol altına alıp tahammül edebilmek için, duygu odaklı başa çıkma söz konusudur.

Duygusal zekâ

Bu stratejilerin hepsi duygusal zekânın bir parçasıdır. Duygusal zekâ, farkındalık, anlayış ve insanın duygularını ifade edip yönetilmesi demektir.

Dünyada çocukların akademik başarıları üzerine yoğunlaşılırken duygusal öz düzenlemenin üzerinde fazla durulmuyor. Çocukların ilerideki başarıları üzerinde duygusal zekânın IQ’dan iki kat etkili olduğunu gösteren araştırmalar düşünüldüğünde bunun yanlış bir strateji olduğu ortaya çıkıyor.

Özellikle, duygusal zekânın bir parçası olan öz denetimin çocukların ilerideki başarıları üzerinde önemli bir etkisi bulunuyor. Tepkilerini kontrol edebilen ve dikkat dağınıklığından kaçınabilen çocuklar daha toplum yanlısı davranışlar geliştirip hedeflerine ulaşabiliyor.

Öz denetim konusunda okul çocukları üzerinde yapılan bu çocuklarının otuzlu yaşlarını da kapsayan bir araştırma, öz denetimin, IQ, sosyo ekonomik statü ve aile çevresine göre, başarıyı daha fazla etkilediğini ortaya koydu. Daha yüksek öz denetime sahip çocuklar aynı ileride daha sağlıklı ve daha zengindiler, sabıka kayıtları ya da alkol problemleri çok daha azdı.

Duygular bir amaca hizmet eder

Duygusal zekâ her şeyden önce duyguları anlamak ve farkına varmaktır. Duygularımızı kontrol ve ifade edebilmemiz için önce anlayıp kabul etmemiz gerekir. Duygular rahatsızlık kaynağı değildir, insanın gelişiminde bir amaca hizmet ederler. Ayrık duygular kuramı, ilkel duygularımızın zaman içinde farklı amaçlara hizmet edecek ve davranışlarımızı belirleyecek şekilde geliştiğini ortaya koyuyor.

Üzüntü, zihinsel ve motor etkinliklerimizin yavaşlamasını sağlar. Bu da bizim duygusal keyifsizliğimizin sebebini anlayıp, sebeplerine daha yakından bakmamıza izin verir.

Bunun tam tersine, öfke bizi hızlandırır, uzuvlarımıza daha fazla kan akışı sağlayarak yoğun bir enerji açığa çıkmasına neden olur. Başlarda bu insanın bir dövüşe hazır olması için önemliyken modern zamanlarda bu gergin enerji başka tür bir mücadelede işe yarıyor. Haklarımız ihlal edildiğinde ya da olası tehlikelere karşı kendimizi korumamız gerektiğinde öfkeleniyoruz.

Duygularımıza saygı duymamız ve üzerlerinde düşünmemiz gerekiyor. Bu, çocuklarımızın yoğun ve yoğun görünmeyen duyguları için de geçerli. Kızım daha öne yapabildiği bir şeyi artık yapamadığında, örneğin araç koltuğunun kemerini bağlayamadığında yoğun bir öfke duyuyor örneğin.

Amerikan Pediatri Akademisi ebeveynlerin televizyon, tablet gibi cihazları çocuklarının olumsuz duygularını yatıştıracak bir araç olarak kullanmamalarını öneriyor. Çocukları yatıştırmak için bu araçların kullanılması onların kendi duygularını düzenleyebilme becerilerine ket vuruyor.

Temel olarak, çocukların öz denetimlerini ve duygusal zekâlarını geliştirebilmeleri için bu duyguları yaşayıp onlara tahammül etmeyi öğrenmeleri gerekiyor.

Çocuğunuzun duygusal zekâsını artırmak

Duygusal zekânın çocukların ilerideki hayatları üzerinde çok etkili olduğu ortaya çıktıkça araştırmacılar, çocukları yetiştiren kimselerin bu zekânın geliştirilmesi için neler yapabileceği üzerinde durmaya başladılar. John Gottman, duygusal zekânın nasıl geliştiğini anlamaya çalışırken ebeveynlerin çocuklarının duygularına verdikleri tepkileri gözlemledi. Bunun sonucunda ebeveynlerin çocuklarının duygularına dört şekilde tepki verdiğini buldu:

Ciddiye almayan ebeveynler, çocuklarının duygularının önemsiz olduğunu düşünüyor, çoğu zaman dikkatlerini dağıtma yoluyla onların duygularını ortadan kaldırmaya çalışıyor.

Onaylamayan ebeveynler, olumsuz duyguları genellikle cezalandırma yoluyla ortadan kaldırılması gereken bir şey olarak görüyorlar.

Oluruna bırakan ebeveynler, çocuklarının bütün duygularını kabul ediyorlar ama çocuklarının problemleri çözmesine yardımcı olmuyor ya da belli davranışlarına sınır getirmiyorlar.

Duygu koçu ebeveynler, olumsuz duyguların değerini biliyorlar, çocukların bu duygularını ifade etmelerini sabırla karşılıyor ve duygusal deneyimleri çocuklarıyla bağlarını güçlendirmek için bir fırsat olarak görüyorlar.

Gottman’ın araştırması ebeveynleri duygu koçu olan çocukların fiziksel olarak daha sağlıklı olduklarını, okulda daha iyi notlar aldıklarını ve arkadaşlarıyla daha iyi geçindiklerini ortaya koyuyor. Duygu koçu ebeveynler çocuklarına duyguları konusunda yardımcı olurken beş temel ilkeyi izliyorlar. Bazen bu çok fazla zaman gerektirebilir. Gottman araştırmasında, duygu koçu ebeveynlerin zamanlarının sadece %20-25’inde bu beş ilkeyi izlediğini ortaya koyarak, her zaman bu süreci takip edemeyecek ebeveynlerin suçluluk duymasına gerek olmadığını belirtiyor.

İşte duygu koçu ebeveynlerin izlediği beş adım:

1. Adım: Çocuğunuzun duygularının farkına varın.

Kendi duygularıyla ilgili farkındalık sahibi olan duygu koçu ebeveynler, çocuklarının duyguları konusunda da hassaslar. Çocuklarının, duygularını daha güçlü ifade etmesi gerekmiyor.

2. Adım: Duyguları çocuklarınızla bağ kurmak ve onlara bir şey öğretmek için bir fırsat olarak görün.

Çocukların duyguları rahatsızlık kaynağı ya da bir zorluk değildir. Bu duygular çocuğunuzla bir bağ kurabilmeniz için fırsattır, onları zorlu duygularla başa çıkmaları için yönlendirin.

3. Adım: Dinleyip tasdik edin.

Çocuğunuz duygularını ifade ederken bütün dikkatinizle dinleyin. Dinlediklerinizi tekrar anlatın, böylece çocuğunuza onun yaşadıklarını anladığınızı gösterin.

4. Adım: Duygularını isimlendirin.

Çocuğunuzu iyice dinledikten sonra onun duygularıyla ilgili bir farkındalık ve sözcük dağarcığı geliştirmesini sağlayın.

5. Adım: Sınır koyarak çocuğunuzun problem çözmesine yardım edin.

Bütün duygular kabul edilebilirdir ama bütün davranışlar kabul edilebilir değildir.

Çocuğunuzun problem çözme becerilerini geliştirerek kendi duygularıyla başa çıkmasına yardım edin. Uygun davranışsal ifadeler konusunda sınır getirin. Bu çocuğunuzun hedef belirlemesini ve bu hedeflere ulaşmak için çözümler üretmesini de kapsar.

Bu adımlar duygusal koçluğun bazen çabucak sonuca ulaşmasını sağlarken bazen de çok zaman olur. Burada en önemli şey sabretmektir. Eğer problem çok büyükse bu beş adımın bir seferde alınması gerekmiyor.

Çocuğunuzu güçlendirdiğiniz kadar kendinizi de güçlendirin.

Duygularınız yoğunlaşmaya başladığında kendinizi de çocuğunuzu beslediğiniz gibi besleyin. Tüm duygular bir amaca hizmet ettiği için öncelikle duygunuzu yaşamak için kendinize izin verin. Eğer üzgünseniz biraz durup düşünmeniz gerekiyordur. Öfke duyuyorsanız haklarınızı korumak istiyorsunuzdur.

Bu beş adımı takip ederek kendi duygusal koçluğunuzu yapın. Kendi duygularınızı ve hedeflerinizi anladıktan sonra çocuğunuzun duygusal koçluğuna başlayabilirsiniz.

kaynak

Toplam 7,740 kez okundu, Bugün 56 kez okundu

PAYLAŞ
BENZER PARAGRAFLAR
Uzay Boşluğunda Koruyucu Giyilmezse?
Göbeklitepe UNESCO Dünya Miras Listesi’ne Alındı
Kâğıt Sanatı Bilim İnsanlarına İlham Veriyor

YORUM

*