Spor

Türkiye’de Halter

Türkler, çok eskilerden beri bir güç gösterisi olarak ağırlık kaldırmaya ilgi göstermişlerdir. Ağır kalkanlar gürzler, at, öküz arabaları, ayrıca düve, merkep, at gibi hayvanlardan başka çuval, fıçı, çeki taşı, vb. de kaldırarak güç gösterilerinde bulunanlar çok olmuştur.Modem halter sporu, ülkemize 1890- 1900 yılları arasında girdi. Aynı dönemde halter sporunun hem yaygınlaştığı, hem de sporcularımızın uluslararası derecelerin gerisinde kalmadıkları görüldü. Bu dönemin en güçlü haltercisi Faik (Üstünidman) Bey 112,5 kg kaldırdı. Bu ağırlık 1896 Atina Olimpiyatları’nın ağır sıklet şampiyonu Yataganos’un derecesine eşitti. Daha somaki yıllarda Selahattin, Rıza Tevfik, Rıfat, Asaf, Ali Rana Tarhan, Canhaz Rıza beyler sıkletlerinde güçlü adlar oldular. Şevket Kırgül ve Ahmet Fetgeri’nin de halterin gelişmesinde etkili olduklarını belirtmek gerekir.
1920-1940 yılları arasında, 1924 Paris ve 1928 Amsterdam Olimpiyatları’na katılan Gülleci Cemal Bey, Amsterdam’da tüy sıklette dünya beşincisi oldu. Sonraları uluslararası yarışmalarda hakemlik de yapacak olan İhsan Kırgül ve Haşim Ekener’den başka Kenan Sungun, Kenan Dinçman, Mehmet Yelmer de halter sporunda adlarını duyurdular. İkinci Dünya savaşı nedeniyle, 1940- 1955 yıllan arasında Türk halter sporu yurt içinde sürdürüldü. Boğos Kambur, Metin Gürman, İlhan Enülkümen, Mesut Şurdum, Orhan Nilgün, Namık Alkan, Semih Ülben, Reşit Örer, vb. halter sporunu bütün aşamalardan geçirip çağdaş düzeye getirmede(katkısı olan| sporcularımız arasında yer aldılar. 1960’ta Güreş Federasyonu bünyesinden ayrılarak bağımsız çalışmaya başlayan Halter Federesyonu, bu sporu yaymak ve geliştirmek için kurslar açıp, antrenör yetiştirmeye başlayınca, Türkiye’de halter gelişerek tam anlamıyla modern bir çizgiye oturdu. Takım halinde Balkan ikinciliği gibi ortak başarıların yanında Salih Suvar ve Mehmet Suvar, Akdeniz Oyunları’nda ve Balkan Oyunları’nda şampiyon oldular. Sadık Pekünlü ve Güner Çevir ulusal halter takımının başarılı sporcuları arasında yer aldılar. 1980 yıllarında Levent Erdoğan, Raif Özel, Mehmet Altın, Haşan Has, vb. sporcuların başarılı sonuçlar elde etmelerinin ardından, 1986’da Türk asıllı dünya şampiyonu Naim Süleymanoğlu’nun Türkiye’ye iltica etmesi, halter sporunun ülkede gerçek bir patlama biçiminde gelişmesini başlattı. 1987’de Levent Erdoğan Akdeniz Oyunları’nda üç dalda birincilik alırken, 1988 Seul Ölimpiyatları’nda Türkiye’yi temsil eden Naim Süleymanoğlu, 60 kg’da koparma ve silkmede altı kez üst üste dünya ve olimpiyat rekorlarını kırdı (1992 ’ de Uluslararası Halter Federasyonu’nun 60 kg’ı yarışmalardan kaldırmasıyla, rekorları bir daha kırılmamak üzere tarihe geçti). Ardından 1991 Ekiminde yapılan Dünya şampiyonasında koparma, silkme ve toplamda Naim Süleymanoğlu 60 kg’da yeniden 3 altm madalya alırken, S.S.C.B’den iltica etmiş olan Hafız Süleymanoğlu da,kg’da koparmada şampiyon olmayı başardı. Aynı yıl yapılan Avrupa Halter Şampiyonası’ndaysa, takımımız üçüncülüğü elde ederken, Dünya Gençler Şampiyonası’nda Fedail Güler’in 67 kg’da silkmede 172,5 kg’la dünya şampiyonu olması, halterde ülkemizde başlatılan atılımın yeni bir göstergesi oldu. Temmuz- Ağustos 1992’de Barcelona’da yapılan Yaz Olimpiyatlarında, Naim Süleymanoğlu, silkme, koparma ve toplamda 3 altın madalyayla 60 kg’dald olağanüstü başarısını bir kez daha kanıtladı.

Toplam 6,270 kez okundu, Bugün 63 kez okundu

PAYLAŞ
BENZER PARAGRAFLAR
Yasemin Adar Avrupa Güreş Şampiyonası’nda 3. Kez Altın Madalya Kazandı
Muay Thai Sporu
Spor ve cinsiyet

YORUM

*